Makalelere dön

AİLE HUKUKU

Boşanma Sonrasında Velayet

Velayet ve çocukla kişisel ilişki, çocuğun üstün yararına göre düzenlenir. Koşulların değişmesi, görüşmelerin engellenmesi ve mahkeme kararının uygulanması farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir.

Av. Adil Emre Cankul20 Ekim 20262 dk okuma

Boşanma sonrasında velayet ve kişisel ilişki, çocuğun yaşam düzenini ilgilendiren iki ayrı konudur. Velayet, bakım ve eğitim gibi alanlardaki sorumluluklarla bağlantılıdır. Kişisel ilişki ise çocuk ile birlikte yaşamadığı ebeveyn arasındaki bağın sürdürülmesini sağlar.

Karar verilirken hangi ölçütler dikkate alınır?

Temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, sağlık durumu, eğitim ihtiyaçları, duygusal güvenliği ve yaşadığı çevre birlikte değerlendirilir. Bu nedenle her aileye aynı görüşme düzeninin uygulanması uygun olmayabilir.

Görüşünü oluşturabilecek olgunluğa ulaşan çocuğun düşüncelerinin dinlenmesi de önem taşır. Bununla birlikte, çocuğun açıkladığı tercih tek başına kararın sonucunu belirlemez; diğer koşullarla birlikte değerlendirilir.

Velayet kararı sonradan değiştirilebilir mi?

Boşanma sonrasında ortaya çıkan yeni koşullar gerekli kılıyorsa velayet düzenlemesi yeniden incelenebilir. Başka bir yere taşınma, yeniden evlenme veya çocuğun bakım koşullarındaki değişiklikler bu değerlendirmeyi gündeme getirebilir.

Velayet sahibi ebeveynin yeniden evlenmesi, tek başına velayetin kaldırılmasını gerektirmez. Yeni yaşam düzeninin çocuk üzerindeki etkisi ve çocuğun ihtiyaçları esas alınır. Velayetin değiştirilmesi otomatik bir sonuç değildir.

Çocukla görüşme hakkının sınırları nelerdir?

Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn, çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir. Anne ve baba, diğer ebeveynin çocukla ilişkisini zedeleyen davranışlardan kaçınmalıdır.

Çocuğun huzurunun tehlikeye düşmesi, ebeveynlik yükümlülüklerine aykırı davranılması, çocukla ciddi biçimde ilgilenilmemesi veya başka önemli sebepler bulunması hâlinde kişisel ilişki sınırlandırılabilir ya da kaldırılabilir. Değerlendirme çocuğun korunması amacıyla yapılır.

Nafaka ödenmemesi görüşmeleri engelleme hakkı verir mi?

Nafaka ve kişisel ilişkiye ilişkin hükümler birlikte değerlendirildiğinde, bu yükümlülüklerin birbirinin koşulu olmadığı görülür. Nafakanın ödenmemesi, tek başına mahkemenin belirlediği görüşmeleri engelleme hakkı vermez. Görüşmelerde yaşanan uyuşmazlık da çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Nafaka alacağına ilişkin hukuki yollar ayrıca kullanılmalıdır.

Kişisel ilişki kararının gereklerinin yerine getirilmemesi, çocuğun menfaatine aykırı olmamak koşuluyla velayetin değiştirilmesini gündeme getirebilir. Bunun için de mahkeme değerlendirmesi gerekir.

Mahkeme kararı uygulanmıyorsa nereye başvurulur?

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının uygulanmasında görevli birim Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüdür. Müdürlüğün bulunmadığı yerlerde bu görev, Bakanlığın belirlediği hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğünce yerine getirilir. Uygulamada çocuk görüşme merkezlerinden yararlanılır.

Karar gönüllü olarak uygulanmıyorsa hak sahibi, ilgili mahkeme kararı veya tedbir kararıyla başvurabilir. Müdürlük diğer tarafla iletişim kurarak çocuğun belirlenen yer ve zamanda getirilmesini ister; devamındaki işlemler kanundaki usule göre yürütülür.

Bu uygulama işlemleri harçtan istisnadır. Masraflar, avukatlık ücreti hariç, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Düzenleme, velayetle ilgili bütün davaların veya avukatlık hizmetinin ücretsiz olduğu anlamına gelmez.

Hukuki dayanaklar: Türk Medeni Kanunu m.182, 183, 323, 324, 339 ve 349; Çocuk Koruma Kanunu m.41/A ve devamı.

Bu sitedeki yazılar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın özellikleri ve güncel hukuk kaynakları ayrıca değerlendirilmelidir.

Diğer yazılar